İLETİŞİM

17/5/2007 ·

İLETİŞİM

 İletişimde 9 olası hata ...

  1. Düşündüğünüz,
  2. Söylemek istediğiniz,
  3. Söylediğinizi sandığınız,
  4. Söylediğiniz,
  5. Karşınızdakinin duymak istediği,
  6. Duyduğu,
  7. Anlamak istediği,
  8. Anladığını sandığı
  9. Anladığı...

 

arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 olası durum söz konusudur.       Sylvıane Herpın

 


İletişimde Açık ve Net Olmak!

 

İzmir'den trene binen yaşlı teyze kondüktöre Ege şivesiyle

"Menemen'e gelence beni haber et yavrum, unutma" der.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Menemen'i geçer geçmez yaşlı teyzenin Menemen'de ineceği kondüktörün aklına gelir. Hemen makiniste gidip haber verir. Makinist de;

“Gecenin bu saatinde teyzeyi buralarda indiremeyeceğimize göre geri geri gideceğiz, soran olursa ‘tren makas değiştiriyor’ deriz” diye bir çözüm bulur.

Bir yarım saat geri geri giderek Menemen'e gelinir ve kondüktör teyzeye gidip haber verir:

"Hadi teyze Menemen'e geldik". Teyze de,

"Sağol yavrum" deyip çantasından hapını çıkarır ve içer. 

 İletişimde İfadeler Önemli

Atatürk Hava Limanı'nda önceki gün (25.02.2004) fıkra gibi bir olay yaşandı. İlginç olay, önceki gün akşam ….. Havayolları'nın saat 20:30'daki .HY 031 sefer sayılı İstanbul-Antalya uçuşu öncesi yaşandı.

 

Taksim'den Atatürk Hava Limanı'na sefer yapan Havaş otobüslerine binen 11 yolcu, trafik yoğunluğu sebebiyle geç kalacaklarını düşünerek, şirketin 662 .. ..  numaralı telefonunu aradı. Otobüsteki yolcular "Biz uçağı kaçıracağız. 11 kişilik grubuz uçağı bekletin" dedi.

 

Mesajı yanlış anlayan şirket görevlisi, Onur Havayolları yetkililerini uçağın kaçırılacağı yönünde uyardı. Panik yaşayan yetkililer kısa bir durum değerlendirmesi sonrası, Kaptan Pilot ............................'a telsizle irtibat kurarak uçağı geri getirmesi talimatını verdi.

150 yolcusuyla havalanmak üzere körükten ayrılarak piste doğru hareket eden uçağın kaptanı ...................., talimat üzerine uçağı yeniden park yerine getirdi. Uçaktan indirilen yolcular aranırken, tüm bagajlar yeniden x-ray'dan (elektronik arama aygıtı) geçirilerek kontrol edildi.

 

Bu arada Atatürk Hava Limanı'na ulaşan 11 kişilik grup, "Uçağı beklettiniz mi? Taksim'den ancak gelebildik." deyince, polis tarafından gözaltına alındı.

 

İfadeleri alınan 11 kişi serbest bırakıldı. Uçak 2,5 saatlik bir rötarın ardından geç kalan grubu almadan İstanbul'dan Antalya'ya hareket etti.

......... Havayolu yetkilileri olayın yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını belirtti. 26.02.2004

..............................................................…

2 avcı ormanda yürüyorlarmış. Avcılardan biri yere düşmüş. Yerdeki avcı nefes almıyor gibi görünüyormuş ve gözleri kapalıymış. Arkadaşının öldüğünü düşünen avcı hemen cep telefonuna sarılmış ve acil servisi aramış.

 

Avcı telaşla, 

    "Arkadaşım öldü, ne yapabilirim?" diye sormuş.

Operatör,

    "Sakin olun, size yardım edeceğim. İlk olarak, arkadaşınızın öldüğünden emin olun" demiş.

Bir süre sessizlik olmuş. Biraz sonra bir silah sesi duyulmuş.

Avcı tekrar telefona dönmüş: 

    "Tamam. Simdi ne yapayım?"

......................................................................

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu.

Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve

"Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi.
 Kan nakli ilerlerken sordu:

"Peki, ben ne zaman öleceğim?"

Ablasını yaşatırken, kendisinin öleceğini zannetmiş, buna rağmen kanını vermeyi kabul etmişti.

 

İletişimde Kültürel Değerler

Bir içecek firmasının pazarlama temsilcilerinden biri Ortadoğu'daki görevinden büyük bir hayal kırıklığıyla dönmüş..

 Bir arkadaşı ona sormuş:

"Sence Araplar üzerinde niye başarılı olamadınız?"

 

"Beni Ortadoğu'ya ilk gönderdiklerinde kendime çok güveniyordum, bir tek sorun vardı o da Arapça bilmememdi.. O yüzden onlara vermek istediğim mesajı yan yana 3 poster halinde düzenledim..

Birinci posterde kızgın bir çölde kumların üstünde sürünen, susuzluktan kavrulmuş bir adam...

İkinci posterde adam yerde bulduğu Kola'yı alıp içiyor..

Üçüncü posterde ise adam diriliyor ayağa kalkıyor ve capcanlı oluveriyor..."

 

"Eee bu harika bir reklam, niye işe yaramadı?"

"Arapların sağdan sola doğru okuduklarını bilmiyordum ki!"

İyi iletişimler :)))))

 

Umarım faydalı olur.... 

Bir Babanın Ogluna Tavsiyesi .

17/5/2007 ·

Bir Babanın Ogluna Tavsiyesi

Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş:
"Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş.

Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı "Olur" demiş çekine çekine...

Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş... Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.

Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.

Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?"

Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.

"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.

Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.

Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.. "

Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş:

"Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler.

Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar.

Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.

Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu. "Asıl ders bu değil!" dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.

"Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir tat yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı. "İçmek istersin herhalde" dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü. "Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi...

Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."

 

BASKÜL

17/5/2007 ·

3 adam oturmus eslerine aldiklari hediyelerden bahsediyorlarmis Birincisi demis ki, "karima öyle bir hediye
 aldim ki, 6 saniyede 0'dan 100'e çikiyor."  Diger kisi anlamamislar. "Ne aldin?" diye
 sormuslar. "Beyaz bir Porsche aldim. çok mutlu oldu."
diye cevap vermis. Ikinci adam demiski, "Ben de geçen dogum
 gününde karima 4 saniyede 0'dan 100'e çikan bisey almistim."  Hemen anlamislar tabi ki: "Heey, yoksa
 Ferrari mi aldin?"  Adam gülümsemis: "Evet, kipkirmizi bir Ferrari aldim. Gerçektende ona çok yakisti." demis.  Bu sefer üçüncü adama sormuslar: "Peki sen ne aldin karina?"
 Adam demis ki: "Ben öyle bisey aldim ki; sadece 2
 saniyede 0'dan 100'e
    çikiyor." Adamlar sasirmislar: "Atiyorsun!" demiser, "öyle bir araba olmaz ki!"
 Adam cevap vermis:"Araba aldigimi kim
 söyledi? Iste bunu aldim diyerek baskülü (tartıyı) göstermiş

SICACIK BİR AŞK RESMİ...

17/5/2007 ·

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

ZEKİ İNSANLA UĞRAŞMAK ZORDUR :)))

9/5/2007 ·

ZEKİ İNSANLA UĞRAŞMAK ZORDUR     :)))


Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip
üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.

Profesör kaşlarını çatarak: " Okuzler ve kuslar ayni masada oturamaz!"

Ogrenci: "O zaman ben ucuyorum..."

Profesor cevaba cok sinirlenmis, sinavda ogrenciye takmis ve sinavini
basarisiz gecmesi icin elinden geleni yapmis.

Yanliz sinavda ogrenci tum sorulari mukemmel bir sekilde cevaplamis.

Profesor ogrenciye: Sana son bir soru soracagim - demis.

Yolda yururken iki torba buldugunu hayal et, birinde akil var, digerinde ise
para var. Hangi cuvali alirsin?

Ogrenci: "Para olan cuvali secerdim..."

Profesor: "Ben akil olan cuvali secerdim..."

Ogrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu secer...

Profesor cok sinirlenmis, ogrencinin not defterini alip icine "Okuz" yazmis.
Ogrenci nota bakmadan odadan cikmis.

Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamis : "Sayin profesor, imzanizi
atmissiniz, fakat notumu yazmayi unutmussunuz."- demis.

« Önceki :: Sonraki »

">